7 Temmuz 2015 Salı

Toplumun engelliye bakış açısı değerlendirmesi



Bakış açımıza yeni bir yön verelim;
Bazen sayfalarca yazmak konuya açıklık getirmezken bir cümle olayın özünü çok net bir şekilde anlatmaya yeterli olabiliyor. Benimde aklımda olan aslında tamda böyle bir cümle ancak yazımı bu kadar kısa tutmak istemediğimden dolayı konuyu biraz daha irdelemek istedim.
Konumuz toplumun engellilere bakış açısı. Bu konuda ki toplumsal duyarlılık zayıf olmakla birlikte, engellilere acıma duygusunun da pekiştiği bir pencereden bakmak ne kadar doğru bir yaklaşım olmaktadır. Son zamanlarda engelli bireylerin topluma katılımının sağlanması adına, kendi başlarına hareket edebilmelerine olanak sağlayacak çalışmalar yapılmakla beraber, aslında bunların gösteriş amaçlı olduğunu hizmet noktasında sıkıntıların devam ettiğini ve bu konudaki duyarsızlığın halen çoğunlukta olduğunu görmek zaman zaman haberlerde okumak mümkün. Çeşitli engele sahip olan insanların, bu engellerine rağmen, hayatını kolaylaştırıcı bir takım faaliyetlerle hayattan daha zevk alan ve kendi üretebildikleriyle topluma katkıda bulunan bireyler olmak için verdikleri mücadeleyi görmek mümkün ancak bunları yaparken tek bir ortak nokta belirleyici faktör olmaktadır. “Bilincinin yerinde olması.” Yalnızca bilinci yerinde olan bir bireyin engelli durumu karşısında hareket edebilme şansı vardır. Ancak zihinsel engelli, otizm gibi engelle sahip bireylerin bu engellerine rağmen hareket edebilmeleri çok sınırlı ya da yok denecek kadar azdır. Burada verilen özel eğitimler, kişinin hayatına bir yön vermeye çalışsa da kişilerin bağımsız olarak hareket edebilme şansları düşüktür. Bunda zihinsel engelli, otistik bireyin bilincini ne kadar kullanıp yönetebildiği büyük bir rol oynamaktadır. Bilincini kullanabiliyor ancak bunu kontrollü bir şekilde yapamıyorsa özel eğitim uzmanlarının terapi ve rehabilitasyon sürecinde bireyin bunu doğru şekilde kullanması ve yönetebilmesini sağladığı ölçüde adaptasyonu başarılı olacak, bundan sonraki süreçler için otistik ya da zihinsel engelli bireyin kendisini hazırlaması daha mümkün hale gelebilecektir. Belki biraz fantastik bir kurgu olsa da paylaşmak istedim. Bir zihinsel engellinin hayata bakışı nasıldır? Duyguları nasıldır? Buradaki empati yeteneğimiz ne kadar güçlü olursa olsun sonuç olarak kocaman bir boşluk elde ediyoruz. Çünkü otistik bir bireyin bakış açısını yakalamak ancak otistik olmakla mümkün olabilir.
Bu düşünce karmaşası içerisinde kendime bir çıkarım yaptım. Yüz kişilik bir köy düşünelim. Bu köyde yaşayan doksan dokuz kişi engelli, içlerinden sadece bir kişi kusursuz olsun. Bu halde insanların değerlendirmeleri nasıl olacaktır dersiniz. Doksan dokuz kişi mi engellidir, yoksa bir kişi mi engellidir? Bu değerlendirmeyi yaparken engelli ve normal kavramlarınızı bir an için unutmanız gerektiğini hatırlatırım. Diğerlerinden farklı olmak ya da toplumun alışıla gelmiş standartlarına uyum göstermemek / gösterememek, belirlenmiş belli kurallara göre gerek fiziksel gerekse düşünce olarak hareket edemiyor olmak diğerleri ile aramızda uçurum kadar fark yaratmaya yeterli bir sebep midir? Umuyorum bu yazı hayata ve kendimiz dışındaki yaşamlara karşı bakış açımıza farklı bir anlam kazandırır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder