7 Temmuz 2015 Salı

Otizm ihtiyacı karşılamak mı ilgilenmek mi?

Arkadaşımdan gelen;
Otizm, down sendromu, otistik çocuklar ve aileleri ya da genel tabirle engellilerin dünyası farklı bir yaşam farklı bir kültür aslında bununla ilgili pek çok kitap, tez ya da bilimsel makale yazılabilir. Ben yaşayışımdan bir kare paylaşmak istedim. Bu engelli bireylerin kendisinden daha çok onun ebeveynleri, çevresi ve bu bireylere bakışın nasıl olumlu olması gerektiği üzerine yazıyorum. Herkesin malum zamanlar üzerine düşen belli görevleri olur. Ev temizlersiniz, alışverişe gidersiniz ya da anneniz kardeşinize bakıyordur evin işlerini siz yaparsınız ya da anne ve babanız çalışıyordur. Kardeşinize sizin bakmanız gerekebilir. Örnekleri çoğaltmak mümkün yaz dönemi bakmam için annemin çiçekleri bana kalıyor. Garipsemeyin onlara su verilmesi gerek bunun için gerekli programı teknolojiyi de kullanarak hazırlıyorum. Cep telefon ajandasında iki günde bir çiçeklerin sulanması gerektiği hatırlatan alarm kurulması çiçeklere verilecek suyun kovalarının doldurulması bazı çiçeklere bol su bazılarına az su verilmesi evet hazırız.
Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama çiçeklere su vermek yeterli değil ne ölçüde su verileceğini biliyor olmalısınız. Az su ile yaşayan bir bitkiye çok su verir sık sulama yaparsanız çiçeğin yaşamasından çok yaşamamasına çalışmış olursunuz. Programa dönecek olursak telefonda kurulu olan alarm beni uyardığında o gün yaşantımı çiçeklere göre şekillendiriyorum. Randevular, gezmeler tozmalar hep bunu aksatmayacak şekilde düzenleniyor. Çiçeklerin suyu veriliyor. Az su isteyene az su çok su isteyene çok su bu süreç yaklaşık olarak üç ya da dört ay boyunca devam ediyor. Annem eve döndüğü zaman çiçeklerini kendisi sulamaya başlıyor.
İşte tam bu noktada fark ortaya çıkıyor. Annem çiçekleri sadece sulamıyor onlarla ilgileniyor. Yani çiçeklerin ihtiyacı olan su verilmiş olması belki hayatta kalmaları için yeterli olsa da daha kokulu çiçekler daha renk renk çiçekler açması için sudan fazlasına yani ilgiye ihtiyaç duyuyorlar. Annem onları sular, temizler, topraklarını kabartır, kurumuş yapraklarını temizler gerekiyorsa saksılarını topraklarını değiştirir. Olayın bütününe ve yazıma giriş konusuna bakacak olursak ihtiyacı karşılamak hayatta kalmak için yeterli olsa bile ihtiyaçtan fazlasına gerek olduğu ortadadır.
Benim gözlemlediğim kadarıyla ilgisizlik karşılanan ihtiyaçların bir süre sonra faydasız kalmasına bile sebep olabilir. Zihinsel engelliler, otistik çocuklar ve ailelerini düşünüyorum zaman zaman benim Sündüz Yıldız gibi özel eğitim konusunda uzmanlığım olmasa da ihtiyaçları karşılanan otizmli bir birey için yapılacaklar bitmiş midir? Bu noktada ihtiyaç kavramını dikkatli ele almak gerekiyor. ilgilenmek, sevgi göstermek, onunla vakit geçirmek, bunlar ihtiyaçtan anladığımızın içinde mi yoksa dışında mı kalmaktadır? Otizm ile mücadele eden aile bireylerinin otistik ile karşı karşıya kaldıklarında ne yapabileceklerini bilmemeleri ya da bu hastalık nasıl tedavi edilebilir diyerek doktorlara müracaat etmeleri ve tıbbi tedavi süreçlerinin bu durumu tamamen ortadan kaldırmasını ümit etmeleri çoğunlukla hayal kırıklığını beraberinde getirmektedir. Bilindiği kadarıyla kesin bir tedavisi olmayan bu süreçte zihin engelli, otistik bireyin ihtiyaçlarının karşılanması yemek, içmek, giyinmek olarak sınırlandırılabilir mi? Yoksa bu birey ile ilgilenilmesi mi gerekecektir.
Özel eğitim uzmanları sanırım bu konuda devreye girmekteler. Otistik birey ve ailelerinin bir birlerine olan ilgilerinin değerlendirilmesi bu konuda ailenin bilinçlendirilmesi zihin engelli bireylerin hayata bakış açıları ve bizi yorumlamalarının nasıl olduğunun anlaşılmasının sağlanması gibi önemli bir görevi üstlenmişlerdir. Bu bakımdan fazla uzatmadan bitirmek istiyorum. İhtiyacın karşılanması mı yoksa ilgilenmek mi bu konuda bize çözüm sunacaktır.
Özel eğitim uzmanı değerli arkadaşım Sündüz Yıldız'a

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder